Oğuz Kesimli'den Güzel Bir Anı
Yağmurda, balçık çamurda, fırtınada, tipide, kızgın güneşin altında, diz boyu kar varken ya da yazın sabahın 7’sinde bile hava sıcaklığı 30 derecenin üstündeyken, caddelerde, kaldırımda, otobanda, kömür tozu ile yapılmış pistte, toprak köy yollarında, tarlalar arasında, orman patikasında, sahilde kumsalda, bisiklet yollarında, haftada 7 gün, yılda 12 ay, yıllar boyu, yakınlarım, çok koştuğum için zayıfladığımı söyleyip, endişelendiler. Bense hayatımı koştuğum kilometreler ile ölçer oldum; haftada 120, ayda 500, yılda 6000, daha uzağa, daha hızlı koşmaya çalıştım. Toprak pistte 20 tane 400 metre interval (70’lik), dik yokuşlarda yokuş, orman patikalarında fartlek çalışmaları yaptım.
Bahçe hortumlarından, benzinci çeşmelerinden su içtim, bazen evlerden istedim. Yanımda bozuk para, şeker bulundurdum. Gün oldu köpekler, hatta keçi kovaladı. Birçok defa otoban polisleri durdurdu. Bazı insanlar gülümsedi, ıslık çaldılar. Bir keresinde arabadan sarkan bir kız güzel bacaklarım olduğunu söyledi. Küfür edenler, su atanlar, korna çalanlar, arabayı üstüme sürenler oldu. Madalyalar, kupalar, bazende yaş gruplarına verilen ufak para ödülleri kazandım. Çoğu zaman da bir şey kazanmadım, zaten önemli de değildi benim için. Daima yavaş başladım, sonunu kuvvetli bitirdim. Yarışlarda hiç arkama bakmadım, yanından geçtiklerime (veya beni geçenlere), hep kuvvetli gözüktüm.
Bu spora nasıl başladığımı soranlara hep adını verdim.
80 000 kilometre, yüzlerce yarış, 18 tam maratondan koştuktan sonra ne mi öğrendim? Yaşadığımı hissettim, çok da iyi geldi.